0
Hükümet sağlıkta da dönüşüm politikasıyla güzel uygulamalar yaptı. Ancak vatandaşa en büyük zararı sağlık ocaklarının yerine aile hekimliğini koyduğunu zannederek yaptı. Aşılar kaldı, koruyucu hekimlik rafa kaldırıldı, herşey reçete yazan tedavi etmeye çalışan sisteme döndü. ASIL OLAN ÖNLEMEK OLMASI GEREKİR İKEN TAMAMEN HASTALANDIKTAN SONRA TEDAVİYE GEÇİLDİ.
Hükümet belirlenen katkı paylarını yeterli bulmayarak Tedavi Katılım Payının Uygulanması Hakkındaki Tebliğ’de yaptığı değişiklikle1 Ekim 2011 tarihinden itibaren kapsama dâhil kişilerin sağlık kurum ve kuruluşlarındaki ayakta tedavilerine ilişkin hekim ve diş hekimi muayenelerinden birinci basamak sağlık kuruluşları ve aile hekimliği muayenelerinde 2 lira, ikinci ve üçüncü basamak resmi sağlık kurumlarında 8 lira, özel sağlık kurumlarında 15 lira katılım payı alınmasına karar verdi. Önceki düzenlemede, muayene katılım payları ikinci basamak resmi sağlık kurumlarında 3, eğitim ve araştırma hastanelerinde 4, üniversite hastanelerinde 6, özel sağlık kurum ve kuruluşlarında 10 lira olarak uygulanıyordu. Birinci basamak resmi sağlık kuruluşlarında yapılan muayene ile aile hekimliği uygulamasına geçilen illerde aile hekimi muayenelerinden katılım payı alınmıyordu.
Şimdi Hükümet bununla da yetinmedi. İlaç ve ayaktan tedavide ödenen katılım payında sürpriz bir artışa gidiliyor. Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülen yasa tasarısı ile ilaç tüketiminin azaltılması amacıyla sadece devlet hastaneleri ile eğitim ve araştırma hastanelerinin yazdığı reçetelerden alınan 3 liralık katkı payı aile hekimleri ve sağlık ocaklarının yazdığı reçetelerden de alınacaktır. Ayaktan tedavide alınan ilaçlarda kutu başına 3 liraya kadar katılım payı ödenecek. Bugüne kadar katılım payından muaf tutulan aile hekimi muayeneleri de katılım payı kapsamına alınmış oluyor.
Bunun gerekçesinde ise reçete sayısının geçen yıla göre yüzde 13 oranında arttığı; reçetelerin yüzde 46′sını aile hekimlerinin yazıldığına dikkat çekilmektedir. Ayrıca ilaç giderlerinin yüzde 40′ının da yine aile hekimlerinin yazdığı reçetelerden kaynaklandığını vurgulanmaktadır.
Yeni düzenleme ile her bir reçetedeki ilaç sayısının 3 kutuyu geçmesi durumunda ilave her kutu için 1 lira daha ücret ödenecek. Böylece 4 kutu ilaç yazdıran bir vatandaş, 3 lira reçete ücretine ek olarak 1 lira daha ödeyecek. Hükümetin kararlarında iş öyle bir noktaya vardı ki, ilaç ve tedavide katkı paylarının arttırılmasına, sağlık giderlerinin sağlık sigortası olan halkın sırtına yüklenmesine sessiz kalınamaz hale geldi.
Hükümet işin en kolayına kaçmaktadır. Madem sağlık ocakları ve aile hekimlerinin giderleri arttı. O zaman oraya da bazı tedbirler alarak, aile hekimi ve sağlık ocaklarına gidenlerinde sayısını azaltmak istiyor. Bu yöntemle sağlık giderlerini azaltmak çok insafsız, çok vicdansız ve çok adaletsiz bir uygulamadır.
Hükümet anlamıyor mu ki, aile hekimleri ve sağlık ocaklarının giderlerinin artması halkın artık hastanelere gidememesinden ve son çare ve en kolay yol olarak sağlık ocaklarını ve aile hekimlerini tercih etmesinden kaynaklanıyor. Biliyordur ama işine gelmiyordur. En kolay yolu seçmektedir. Zengin adamın aile hekiminde veya sağlık ocağında ne işi var. Onların zaten özel hastaneleri ve özel doktorları var. Garibanın da en ucuz ve kolay yolu bir sağlık ocağı ve aile hekimi var. Sağlık ocakları katkı payı ya da yol parası bulamayan en yoksul kesiminin gittiği yerlerdir. Dar gelirli bu katkı paylarını ödeyemediğinden veya aile bütçesini zorlamasından dolayı sağlığını tehlikeye atarak hastanelere gitmekten çekinmektedir. Sağlığını ancak hiçbir tıbbi araştırma yapmadan yazılabilecek bir ilaçla korumaya çalışmaktadır. Bari bunu engellemeyin. Allah’tan korkun.
BÖYLE BİR HARCAMA POLİTİKASI İLE HER İŞLETMECİ SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNU DEVRALABİLİR. BEN BİLE! ÇÜNKİ SONUÇTAN BÜYÜK KAR VAR. TÜM HARCAMALAR VATANDAŞIN SIRTINA YÜKLENDİĞİ GİBİ KARA BİLE GEÇİLİR.



